Her bayram eve kapanırdım bu bayram beni tutabilene aşk olsun...
Tatili fırsat bilerek arkadaşlarımla buluşuyorum bu ara....
Yediğimiz yemeklerden sonra kahve keyfi yapıyoruz başka bir mekanda..
Akşam saatlerinde içtiğim bu kahve o kadar güzeldi ki şimdiler de
saat 12 yi geçmesine rağmen o tad hala ağzımda..
Ve ben bu yüzden hiç bir şey yemedim içmedim..
Tabi bunun yanındaki kahve çekirdekli atıştırmalıklarının da etkisi var (:
Eve gelirken geçen hafta eski bir dergide okuduğum hikaye geldi aklıma..
Sizlerle paylaşmak istedim..
İş yaşamında önemli yerlere gelmiş bir grup eski mezun arkadaş grubu, üniversitedeki hocalardan birini ziyarete gitmişler. Çeşitli konular konuşulduktan
Üniversite hocası konuklarına kahve ikram etmek üzere mutfağa gitmiş. Değişik boy, renk ve kalitede bir çok fincanın bulunduğu bir tepsiyle geri dönmüş. Bazısı porselen, bazısı seramik, bazısı cam, bazısı plastik olan fincanlar ve kahve termosunu masaya koyup kahvelerini oradan almalarını söylemiş.
Tüm öğrenciler kahvelerini alıp,koltuklarına
Yaşam kahve ise, iş para ve mevki fincandır.
Bunlar yalnızca yaşamı tutmaya yarayan araçlardır .
Yaşamın kalitesi bunlara göre değişmez. Bazen yalnızca fincana
odaklanarak, içindeki kahvenin zevkini çıkarmayı unutabiliyoruz.